Yetimlere, Fakirlere ve Muhtaçlara Yardım Etmenin Fazilet ve Sırları

0

Günümüz modern dünyada yaşam şartları, eski ile çok farklıdır. Azınlık zenginlerin yanı sıra dünyada yaşanan genel yoksulluk açıkça her yerde göze çarpmakta. Güçlüler daha zengin olmak için her geçen gün yeni yollar bulurken, az gelirli kesim her geçen gün daha da muhtaç ve zayıf duruma düşmektedir. Güç ve servet, bazen kendi sahiplerini öyle meşgul ediyor ki muhtaçları düşünme fırsatını bile onlardan alıyor. Fakat bir Müslüman, yoksullara yardım etmeyi kendi dini vazifesi olarak görür, zira İslam en kapsamlı ve mükemmel din olarak toplumun yoksul kesimin sorunlarını çözmek için programlar sunmuştur. Bu programlardan biri humus ve zekatın ödenmesidir. Humus ve zekâtın ödenmesi, toplumda servetin dengeli bir şekilde dağılmasını sağlarken bir çeşit insan severlik ve dayanışma örneğidir. Bu yolda insan Allah’a yaklaşmak ve erdemliğe ulaşmak, ayrıca başkalarına yardımda bulunmak için gelirinden bir kısmını muhtaçlara bağışlıyor. Humus kanununda bir Müslüman, yıllık harcamasından geriye kalan fazla paranın beşte birini, en alim, muttaki ve doğru insanlardan olan din mercilerine vermekle mükelleftir. Zira onlar topumun en güvenilir temsilcileri olarak topumda uygun gördükleri yere bu parayı harcayacaklardır. Humus ve zekatın ödenmesi bir farzdır, öyle ki namaz ve hac gibi ibadetlerin kabul şartı, İslam toplumunda yoksullara ve fakirlere zekatın ödenmesi şartına bağlıdır. İmam Cafer Sadık (as) bu konuda şöyle buyuruyor: Kıyamet gününde

Allah, zekatını ödemeyen insanı düz ve içeri batan bir toprağa hapseder ve her daim kaçmak istediği bir yılanı ona musallat kılar. Onu sokmaya çalışan yılandan kaçamayacağını anlayınca yılan boynuna dolanır. Nitekim Alî İmran suresinin 180. ayetinde de şöyle buyuruyor: Allah’ın bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu, onlar için şerdir; kıyamet günü, cimrilik ettikleriyle tasmalandırılacaklardır. İslam dini topumda servetin dengelenmesi için humus ve zekatın yanı sıra, infak, ihsan, sadaka ve benzeri yolları da göstermiştir. Kuram kerim’in bazı ayetlerinde muhtaçlara yardım etmenin, Müslümanların vazife ve görevlerinden olduğu vurgulanmıştır. Zariyat suresinin ayetlerinde takvalı insanların özellikleri hakkında şöyle okuyoruz: mal varlıklarının bir kısmını muhtaçlara ve mahrumlara tahsis ediyorlar. Ayrıca Maaric suresinin 23-25 ayetlerinde gerçek namaz kılanlar hakkında da şöyle okuyoruz: Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir. Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir. İnfakta bulunmak İslam dininin toplumda servet ve mal varlığın dengelenmesi için önemle vurguladığı diğer konudur. İnfak bir insanın erdemliğe ulaştığında, gönül bağı olan mallarından geçmesidir. Bazılarına göre insan bir mala ihtiyacı olmayınca başkalarına yardımda bulunmalı; başka bir ifade ile eğer insan bir mala ihtiyacı varsa başkalarına yardım etmesi caiz değildir. Fakat gerçek yardım severlik makamına ulaşmak için insan, bağlı olduğu mallarından infak etmeli. Allah’a olan gerçek aşk ve insani temel ilkelere saygı, insanın ikilemde kaldığı zaman belli olur: bir yanda şiddetle bağlı olduğu mal, servet, makam ve mansap, diğer yandan Allah, insan severlik ve yardımlaşma. Burada insan, doğru yolu bularak Allah’a olan aşk ve sevgisini ispatlayabilir. Nitekim Alî İmran suresinin 92. ayetinde şöyle okuyoruz: Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz.

Her ne harcarsanız Allah onu bilir. Aslında bu ayet insanları kendimizden daha çok sevmemiz ve istediğimiz malımızdan onlara hediye etmemizi istiyor. Bu doğrultuda kuran kerim İslami toplumda cimrilik etmeyi tenkit ediyor. İslam peygamberi de bir vecizde şöyle buyuruyor: Sizi cimrilik etmekten men ediyorum, zira sizin selefleriniz de işte bu yersiz sıfat nedeni ile helak oldular, cimrilik onların birbirinin kanını akıtmasına sebep oldu ve haramları helal farz ettiler. İhsanda bulunmak ve insan severlik, insan yaşamının ahlaki ülkülerindendir. Kuran kerimin Maide suresi 93. Ayetinde olduğu gibi, Allah’ın, iyilik edenleri sevdiği, belirtiliyor. Nisa suresinin 36. Ayetinde de yüce Allah dünyadaki tüm insanların birbirinin komşusu olduğunu belirterek, komşulara dostluk çerçevesinde iyilikte bulunmayı tavsiye ederken şöyle buyuruyor: Ve Allah’a kul olun. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ve ana-babaya, akrabaya, yetimlere, miskinlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa (eşlere), yolda kalmışa ve elinizin altında sahip olduklarınıza (köleye, cariyeye, işçilere) ihsanla davranın. Muhakkak ki Allah, kibirli olan ve övünen kimseleri sevmez. Bu ayette komşu anlamı çok geniştir ve sadece kapı komşu olma anlamında değildir, komşudan tüm insanlar kast ediliyor. Bu yüzden hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın, bir Müslüman için önemli değil, o tüm insanlara ister Müslüman, ister Müslüman olmayan tüm insanlara yardımda bulunmayı kendi görevi bilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi ehlibeyt (as) siyerinin üzerine kurulu olan kuran kerim kültüründe, Müslüman olan ve olmayana yardım etmek aynı oranda önem taşıyor. Bu önemli konu “insan” suresinden anlaşılıyor, orda ki Resul Ekrem’in ehlibeyti yani İmam Ali (as) hz. Fatıma (sa) İmam Hasan ve İmam Hüseyin (as) oruç tutup, iftarlıklarını 3 muhtaç insana vermeleri anlatılmaktadır. Söz konusu 3 kişi Kur’an Kerim’in açıkça belirttiği üzere biri yoksul, biri yetim ve diğeri de bir esirdir. Burada dikkat edilmesi gereken konu ise esirlere yardım etmektir. İslam ordusu ve kafirler arasında yaşanan savaşlar döneminde hiç kuşkusuz esir düşen biri, İslam’ı yok etmek amacı ile Müslümanlara kılıç çeken ve Müslümanlarca esir alınan biridir. Fakat bir insanın ihtiyaçları gıda ve yemek gibi en ilkel ihtiyaçlar ise, ehlibeyt (as) kendi ihtiyacı olan yiyeceğini söz konusu Müslüman olmayan esire vermesi dikkat çekiyor. Allah teala Kur’an Kerim’de yardım edilmesinin iki şekilde yapılacağını belirtiyor ve her ikisini de methediyor, biri açıkça yapılan yardım ve verilen sadaka, diğeri ise gizlice yapılan yardımdır. Zira yardım etmek açıkça yapılırsa diğer insanları da yardımlaşmaya teşvik eder, aynı zamanda yoksulların da sevincine sebep olur. Fakat gizlice yapılan yardımlar, her türlü riyadan uzak yapıldığı için yoksulun haysiyetini de korur. Öyle ise açıkça yapılan yardımın daha fazla olumlu sonuç vereceğini, gizlice yapılanınsa daha içtenlik ve samimi olduğu söylenebilir.

İslam’ın temelleri ihlas üzerine kurulu olması nedeni ile bir hareket ne kadar daha içtenlik ve samimi yapılırsa o kadar daha fazla fazilete sahiptir; işte bu yüzden Subhan olan Allah gizlice yapılan yardım ve verilen sadakayı tercih ediyor ve Bakara suresinin 271. ayetinde şöyle buyuruyor: Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Tabi ki insan sadaka verirken itidal yolundan gitmeli, yani ne bencillik yapmalı ve ne de verdiği sadakanın kendisine bir zarara sebep olmalı. İslam açısından servet, hayır vesilesidir.

Yeterince mali güce sahip olanlar diğer insanlara yardım ederek, Allah rızasını kazanmalı. Fakat kendisini de kötülüklerden koruması gerekir, bu afetlerden biri verdiği sadaka ile karşı tarafın başına kakarak kendisinin sapmasına sebep olmasıdır. Kur’an Kerim bu bağlamda Bakara suresinin 264. ayetinde şöyle buyuruyor: Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. İslam dininde sadaka ve ihsanda bulunmakta dikkat edilmesi gereken konu gizlice yapmasıdır, öyle ki sadaka veren kişinin sol eli, sağ elin verdiği sadakadan habersiz olmalı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *