Şevval Ayı İbadetleri ve Faziletleri

0

Kur’ân-ı Kerîm’in inmeye başladığı, pek çok fazileti bünyesinde cem etmiş olan mübarek Ramazan ayı ve bin aydan daha hayırlı olduğu ayet-i kerime ile sabit olan Kadîr Gecesi bizleri geride bıraktı. İdrakten ihyaya taşıyarak ibadet ve taat yönünden dolu dolu geçirmeye çalıştığımız kudsî mevsimin ardından bayram ile sevindik. Orucu başta olmak üzere, hususî özellikleri bulunan Şevval ayının içerisindeyiz. Bu ayı müteakip Zilkâde ayını, onun ardından da ilk on günü büyük faziletlerle bezeli Zilhicce ayını idrak edeceğiz inşâAllâh.

Niyeti halisane olanlar için ihya vesilesi gün ve geceler sene içerisinde önemli bir yer tutuyor. Hatta ihlaslı olan bir kimse için hususî bir fazilet takdir edilmiş olsun ya da olmasın, her günün ihyaya değer bir yanı ve ihya edildiği takdirde hesapsız mükâfatı vardır.

İhlas ıstılahı İslâm ahlâkı ıstılahatında; ‘ibâdet ve amelleri sahih bir itikad, hâlis bir niyetle ve her türlü gösteriş ve dünyalık menfaat endişelerinden arındırarak sadece Allah Teala’nın rızasına hasretmek’ anlamına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde ihlâs sahibi kimselerin özellikleri vurgulanır ve örnek kimseler olarak gösterirler. Peygamberlerin (Salavâtullâhi ve Selâmuhu ala Nebiyyinâ ve aleyhim Ecmaîn) aslî özelliklerinden olduğu beyan edilen vasıf, İslâm büyüklerinin mazhar olmak için dua ettikleri üstün bir vasıftır.[1]

Muhlis ve muttaki kullar için güneşin battığı gecelerden doğduğu günlere hepsi Allah Teala’ya kurbiyet (yaklaşma) vesilesi gün ve gecelerdir. Allah Teala onlara sonsuz ikramlarda bulunmakta, yaptıkları amellere karşılık sevaplarını katbekat artırmaktadır. Onlar Allah Teala’dan razı oldukları gibi, Allah Teala da onlardan razı olmaktadır. Muhlis ve muttaki kulların amellerinin karşılığının, o olgunluğa sahip bulunmayan müminlerden farklı olacağı, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) tarafından hadîs-i şerîflerde de beyan edilmiştir.[2]

Ehl-i tasavvufun da üzerinde en çok durduğu konulardandır ‘ihlâs’ ve kişinin, Allah Teala’nın kendisini her an görüyormuş gibi yaşaması anlamına gelen ‘ihsan’ kavramı. Bunları tasavvuf ehli birer mefhum olarak tanımlamanın yanında aynı zamanda birer makam olarak da değerlendirmektedir.

 

Hicrî Ayların Onuncusu Şevval Ayı

Hicrî senenin onuncu ayının adı olan Şevval lügatte ‘yukarı kalkmak, yükselmek; kaldırmak’ anlamlarına gelen ‘şevl’ kelimesinden türemiştir. Ramazan-ı Şerif ayından sonra gelen bu ayın, cahiliye döneminde uğursuz sayıldığı bu sebeple nikâh kıymadıkları, Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in bu batıl inancı yıkmak için Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhâ) validemizle bu ayda nikâhlandığı belirtilmektedir.[3]

İslâm tarihi içerisinde Şevval ayında; Benî Kaynukâ, Uhud, Huneyn ve Tâif gazveleri gerçekleşmiş, Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)in oğlu İbrahim’in de bu ay içinde vefat ettiği haber verilmiştir.[4]

Şevval ayının ileride temas edeceğimiz oruç ibadetiyle yakın bir alakası bulunduğu gibi, hac aylarından ilki olması hasebiyle İslâm’ın beş şartından biri olan bu ibadetle de yakın bir alakası vardır.[5]

Fıkıh kitaplarına bakıldığında prensip olarak oruç ibadetinin; farz, vacip ve nafile oruçlar şeklinde taksim edildiği görülür. Nafile oruçlar da kendi içerisinde sünnet, müstehab ve mendub şeklinde ele alınırlar. Nafile kelimesi lügatte, günlük yaşamda kullanmakta olduğumuz anlamından uzak bir şekilde; ‘mutlak ziyade’ anlamına gelir. Nafile ifadesi kullanıldığında fıkıh ıstılahında ‘farz ve vacip ameller üzerine ziyade edilen’ ibadetler anlaşılır.[6] Şevval ayında tutulan altı günlük oruç da bahsi geçen müsetehab oruçlardandır.

Dipnotlar


[1] Kur’an-ı Kerim’de İhlâs mefhumu ile ilgili olarak bkz. A‘râf Sûresi:29; Yûnus Sûresi:12; Meryem Sûresi:51; Beyyine Sûresi:98; Hicr Sûresi:40; Sâd Sûresi:45-46 ve 83.
[2] İhlâs ve ihlâslı kimselerin faziletine dair hadis-i şerifler için bkz. Tirmizî, İlim, 7; Ebû Dâvûd, Vitr, 25, Cenâiz, 56; İbnü Mâce, Menâsik, 76; Ahmed İbnü Hanbel, el-Müsned, c.3, s.225 vd.
[3] M. Kâmil Yaşaroğlu, “Şevval”, DİA, c.39, s.1.
[4] a.m.
[5] Umre ibadeti için senenin sair zamanlarında ihrama girilebilirken, Hac ibadeti için ancak Allah Teala’nın tahsis ettiği belli aylarda girilebilir. Bu aylar; Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce aylarının ilk on günüdür. Hac için ihrama giriş ancak bu aylarda mümkünüdür. Şevval ayının girişinden itibaren ihrama girilebilir ve hac mevsimi Zilhicce ayının 13. günü, hac menâsikinin tamamlanmasının ardından sona erer. Haccetmek için belirttiğimiz üç ayın dışında kalan aylarda ihrama girmek mekruh kabul edilmiştir. Detaylar için bkz. İsmailağa Fıkıh Kurulu, Hac ve Umre Rehberi, Siraç Yayınevi, İstanbul, s.27.
[6] Fahrettin Atar, “Nâfile”, DİA, c.32, s.291-292

kaynak: İsmailağa

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *