Öfke ve Şeytan Arasında ki Bağlantı

0

Melekler hariç, insan, cin ve hayvan türü canlı varlıklarda bulunan ve irade gücü üzerinde açık etkisi olan nefsânî duyguya öfke denir. Bu duygu daha ana karnında gelişmeye başlar, yaşam boyu devam eder ve insanın ölümü ile sona erer. Küçük bebeklerin acıkınca kızıp ağlamaları ve yatağa bağımlı yaşlıların gereken ilgiyi görmeyince gücenip sinirlenmeleri, öfke duygusunun belirtileridir.

Yüce Allah buyuruyor:
Onlar (o takvâ kullar) ki, bollukta da darlıkta da (Allah yolunda)
harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları (n suçunu) bağışlarlar. Allah
iyilik yapanları sever. (Âl-i İmrân, 134)

Öfke duygusu ile doğan, öfke duygusu ile yaşayan ve ölünceye kadar
bu duyguyu taşıyacak olan insanın, hiç kızmaması ve öfkelenmemesi eşyanın tabiatına ters düştüğünden, Allah (c.c.):
Onlar hiç öfkelenmezler yerine, “öfkelerini yutarlar ve insanların suçunu bağışlarlar” buyurarak, bağırıp çağırmadan öfkeyi yutmanın ve bağışlamanın takvâlık alâmeti olduğunu vurguluyor.

Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
Gerçek yiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan (ve öfkesini yutan) kimsedir. (Buhârî-Müslim)

Aşırı derecede kızan ve sinirlenen bir kimsenin öfkesini yutup nefsine hâkim olması yani nefsini yenmesi, güreşte en zorlu rakibini yenmesinden daha güç olduğundan, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Gerçek yiğit, güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olan kimsedir” buyuruyor ve bunların gerçek yiğit olduğunu vurguluyor.

Öfke şecaat, tehevvür ve cübün olmak üzere üç kısımdır;

Şecaat: Dinin, aklın ve mantığın gereği öfkelenilmesi gereken yerde bilinçli olarak öfkelenmeye ve gereken tepkiyi göstermeye şecaat (yiğitlik) ve bunun aksine korkaklık denir. Eğer sahâbeler şecaatlı davranmayıp korkak ve pasif olsalardı, müşriklere karşı tepki gösterip dini savunamaz, Allah yolunda cihad edemez ve İslâmı bu günlere taşıyamazlardı.

Tehevvür: Olur olmaz her şeye kızmaya, bağırıp çağırmaya ve sonunu
düşünmeden gereksiz yere kabadayılık taslamaya tehevvür (aniden
parlama) denir. İşte yuvaları yıkan, çocukları yetim bırakan, cezaevlerini
dolduran, terör estiren ve dünyayı kana boyayan olayların kökeninde tehevvür
yani sonunu düşünmeden gereksiz yere kabadayılık taslama ve
aniden parlama vardır.

Cübün: Tepki göstermesi gereken yerlerde, gerekli tepkiyi gösteremeyecek
derecede duyarsız olmaya, ailesinin namusunu ve düşmanlara karşı
dinini savunamayacak derecede korkak, ürkek ve pasif olmaya da cübün
(korkaklık ve evhama dayanan çekingenlik) denir.

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Her işin hayırlısı ortasıdır. (Beyhakî)

Dinimizde her işin hayırlısı ortası olduğundan, iki aşırı uç olan tehevvür (aniden parlama) ile cübün (korkaklık ve evhama dayanan çekingenlik) yasaklanmış
ve ortası olan şecaat övülmüştür.

Yüce Allah buyuruyor:
Onlar (gerçek mü’minler), büyük günahlardan, hayasızlıktan kaçınırlar ve kızdıkları zaman da (öfkelerini yutup) bağışlarlar. (Şûrâ, 37)

İşte gerçek mü’minler, öncelikle büyük günahlardan, hayasızlıktan yani her çeşit çirkin söz ve davranışlardan kaçınırlar, kızdıkları zaman da aniden parlamayıp öfkelerini yutarlar ve kendilerine haksızlık edenleri bile bağışlarlar.

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Kim intikam almaya gücü yettiği halde öfkesini yutarsa (sabrederse), Allahu Teâlâ o kimseyi kıyâmet günü herkesin gözü önünde (bir yere) davet eder ve hûriler arasından dilediğini seçmede serbest bırakır. (Tirmizî-Ebû Dâvûd-İbni Mâce)

Ne yazık ki her dönemde şecaatlı müslümanlar azınlıkta olup tehevvürlü insanlar çoğunlukta olduğundan, Kur’an-ı kerîmde ve hadîs-i şeriflerde “kızdıkları zaman öfkesini yutanlar” övülmüş ve tehevvürlü olanlar da yerilmiştir.

Öfke-şeytan ilişkisi
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Öfke, insanın kalbinde (her an parlamaya hazır) bir ateştir. (Tirmizî)

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Öfke şeytandandır, şeytan ise ateşten (ısıdan) yaratıldı. (Ebû Dâvûd)

Allah’ın zikri ile nurlanan gönüller, nurdan yaratılan meleklerle uyum sağladıkları ve onlardan sürekli ilhamlar aldıkları gibi her an patlamaya hazır bir ateş olan öfke duygusu da, kendisi gibi ateşten yaratılan şeytanlarla uyum sağlar ve onlardan sürekli dürtüler alır.

Her insanın kalbinde öfke duygusu denilen ve her an patlamaya hazır bir ateş (bomba) vardır ve ne yazık ki bu bombanın kumandası da genelde şeytanın elindedir. Ancak Allah’a sonsuz şükürler olsun ki, bizim elimizde şeytanın kumandasını etkisiz hale getirecek daha güçlü bir kumanda vardır.

Yüce Allah buyuruyor:
Eğer şeytan seni dürtükleyecek olursa, hemen Allah’a sığın. Kuşkusuz O, her şeyi işitendir, bilendir. (Fussilet, 36)

Şeytandan dürtüler ve kışkırtmalar yani öfke bombamızı patlacak sinyaller gelmeye başlayınca, hemen “Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm” diye Allah’a sığınalım, şeytana muhatab olmayalım. Kuşkusuz her şeyi işiten ve her şeyi bilen Allah bizi korur ve şeytanın sinyallerini boşa çıkarır.

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Öfke şeytandandır, sizden biriniz öfkelendiği zaman ayakta ise hemen otursun, oturuyorsa yatsın, uzansın. (Râmûzü’l-ehâdîs)

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Öfke şeytandandır, şeytan ateşten yaratıldı, ateşi ancak su söndürür. (Bu nedenle) sizden biriniz öfkelendiği zaman (ılık su ile) gusül abdesti alsın. (İbni Asâkir)

Kaynak: Ahmet Tomor Hocaefendi

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *