Nasrettin Hoca Kimdir Hayatı

0

Nasrettin (Nasreddin) Hoca Kimdir?

Nasrettin (Nasreddin) hoca kimdir sorusunun cevabına genellikle fıkraları ile cevap verilir. Çünkü o Türklerin en meşhur fıkralarının sahibi olarak anılmaktadır. Lakin tüm fıkralarının kendisine ait olup olmadığı tam olarak bilinmemektedir.

O halde Nasrettin (Nasreddin) Hoca kimdir? Nasrettin (Nasreddin) Hoca Türk Edebiyatının ve geleneğinin en önemli mizah ustalarından ve bilgelerinden biridir.

Nasrettin Hoca Kimdir Hayatı

Nasrettin (Nasreddin) Hocanın Hayatı

Nasrettin (Nasreddin) hocanın hayatından kısaca bahsedecek olursak kendisi Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı olan Hortu köyünde dünyaya gelmiş Türk bilginlerinden biridir.

Nasrettin (Nasreddin) hoca 1208 yılında dünyaya gelmiştir. Babası köyün imamı Abdullah Efendi, annesi de yine aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. Nasrettin hocanın nereli olduğunun cevabı da bu şekilde hem anne tarafından hem de baba tarafından belli olmaktadır.

Nasrettin Hoca Kimdir Hayatı

Nasrettin (Nasreddin) Hocanın Eğitim Hayatı

Nasrettin Hoca eğitim hayatına Eskişehir’in ilçelerinden biri olan ve kendi köyünün de bağlı olduğu Sivrihisar’da başladı. Fakat buradaki eğitimini tamamlayamadan köyüne geri dönmek zorunda kaldı. Babası vefat edince Hortu’ya memleketine geri dönen Nasrettin Hoca babasının yerine köyün imamı olarak babasının vazifesini kendisi icra etti. 1237 yılına kadar da babasının görevini Nasrettin hoca yaptı.

Nasrettin Hoca Kimdir Hayatı

Nasrettin Hoca’nın Akşehir’e Göçü

Nasrettin (Nasreddin) Hoca’nın Akşehir’e göçü 1237 yılında gerçekleşti. Kendisi bu zamana kadar köy imamlığı yapmış bulundu ve 1237 yılında hem kendisini geliştirip eğitmek adına hem de başka sebepler adına Akşehir’e yerleşti.

Nasrettin Hoca Akşehir’e yerleştikten sonra 2 önemli âlimin derslerini dinledi. Bu âlimler şunlardı;

  • Seyyid Mahmud Hayrani ve
  • Seyyid Hacı İbrahim

Bu iki âlimin derslerini dinleyerek onlardan istifade eden Nasrettin hoca İslam dini ile alakalı çalışmalarını da hızla sürdürdü.

Nasrettin Hoca’nın Akşehir’de bir yandan kadılık görevini yerine getirirken bir yandan da medresede ders okuttuğuna hatta bu sebeple kendisine Nasuriddin Hâce denildiğine dair söylentiler de bulunmaktadır. Bu ismin daha sonralardan değişerek Nasrettin hocaya döndüğü de bu söylentiler arasında yer almaktadır.

Nasrettin Hoca Kimdir Hayatı

Nasrettin Hoca Hakkında Bilgiler

Nasrettin (Nasreddin) hoca hakkında birçok bilgi olmakla birlikte bu bilgilerin büyük bir kısmında olağanüstü söylemlerde bulunmaktadır. Bunun sebebi ise halkın Nasrettin hocaya olan aşırı bağlılığı ve düşkünlüğü ve bu sebeple kendisini olduğundan daha da yüce gösterme isteğidir. Fakat bu bilgilerin doğruluklarına dair elimizde herhangi bir belge bulunmamaktadır.

Nasrettin Hoca hakkındaki bu olağanüstü söylemler arasında şunlar yer almaktadır:

  • Nasrettin hocanın Selçuklu sultanlarıyla görüştüğü,
  • Mevlana Celaleddin Rumi ile yakın bir bağ kurduğu,
  • Kendisinden elimizdeki bilgilere göre 70 yıl sonra yaşayan Timur ile dahi konuştuğu ve
  • Aynı anda birkaç yerde birden görüldüğü…

Nasrettin Hoca Kimdir Hayatı

Nasrettin (Nasreddin) Hocanın Değeri

Nasrettin hocanın değeri sadece yaşadığı olaylarla ölçülemez bile. Onun gerek kendisinin gerekse de halkın onun ağzından söylediği her bir fıkra, cümle, düşünce aslında kendisinin ne kadar ince bir çizgi ile anlam, yergi ve alay öğelerini bir araya getirip mezcettiğini bizlere gösterir. Bu da kendisinin ne kadar değerli ve kaliteli bir kişiliğe sahip olduğunu gösterir. Zira bu üç birleşenden herhangi biri daha çok ön plana çıksa belki de Nasrettin Hoca bu şekilde anılmayacaktır.

Nasrettin Hoca Kimdir Hayatı

Nasrettin Hocanın (Nasreddin) Amacı

Nasrettin Hocanın amacını anlamak için kendisinin gerek bizatihi olarak gerekse de başkalarının kendisi adına yaptığı ve bu zamana kadar gelen fıkralarına bakmamız yeterli. Kendisi tüm bu gülmecelerinde hep şu öğeleri odak noktasına almıştır:

  • Sevgi,
  • Övgü,
  • Yergi,
  • Alaya alma,
  • Gülünç duruma düşürme,
  • Kendi kendisiyle çelişkiye sürükleme… gibi.

Nasrettin hoca tüm bu öğelerden ortaya belki de ömür boyu adını andıracak fıkraları meydana getirirken bazen bilgin bir tavır takınır bazense bilgisiz bir kimseye bürünürdü. Bazen açıkgöz, bazen vurdumduymaz, bazen uysal, bazen şaşkın, bazen utangaç, bazen atak, bazen kurnaz, bazen korkak, bazense atılgan…

Nasrettin Hoca (Nasreddin) Hakkında Söylemler

İlhan Başgöz: “…En az 500 yıldan beri onun fıkralarını dinleyerek, beslenerek büyümüşüz. Bu etki çocuk çoluk, genç ihtiyar hepimize işlemiş. Böylece Nasrettin Hoca’yı Türk halkı yarattığı kadar, Türk halkını da Nasrettin Hoca yaratmıştır…”

Adnan Binyazar: “…Nasrettin Hoca, her kesim halkın; köylünün kentlinin, varsılın yoksulun çelişkilerini, düşüncelerini, eleştirilerini dile getirir. Fıkralarda yerellik, sınıfsallık özelliği önemli bir ayrılık yaratmakla birlikte, Nasrettin Hoca’da bu görülmez. Başta komşu ülkeler olmak üzere, bütün dünyada tanınmasının, yaygınlaşmasının nedenini, onun bu evrensel yönünde aramak gerekir…”

Toramirzo Cabbarov: “…Nasrettin Hoca Türk milletinin yükünü hafifletecek, her bir evde beklenecek, misafirdir. Onun kartviziti kahkahadır. O Dogu ve Batı memleketlerinde faal olan vatandaştır. Ülke sınırlarından eşeğine binip geçer. Onun pasaportunu sınır erleri yoklamıyorlar. Çünkü o dünyanın büyük insanıdır. O yıldan yıla gençleşiyor. Omuzundaki gömleği eskisiyor, ama gülüşü daima yenileşiyor..”

Ahmet Caferoğlu: “…Bu aziz halk evladının sarığında şehir, yani yerleşik, küçük eşeğinde ise göçebe Türk yaşayışının bağdaştırılmak istendiğini sezmekteyim. Bu yolla Hoca’mız keçe medeniyeti ile balçik medeniyetini kendi şahsında kaynaştırmış bir şovalyedir.”

Ziya Gökalp: “…Nasrettin Hoca, Türk nekregüllüğünün en yüksek simasıdır.” [Nekre: hosa giden, gülünc, ince bir alay içeren söz]

Abdulbaki Gölpınarlı: “…Halk Hoca’dır…Hoca, halkın muhayyilesinde; halk, icap edince öz nefsine bile onun nüktesiyle çatıyor, onun diliyle sözler sarfediyor. Bedri Rahmi Eyuboglu’nun dedigi gibi yakın zamanda bir gün Hoca, otobüse, dolmuşa da binecek, taksiye de binmek isteyecek mutlaka.”

Rostislav Holthoer: “…Hoca’nın dünyanın başka yörelerindeki fıkralarda ve masallarda yaşaması pek muhtemeldir. Ortadogunun pek çok ülkesi Hoca’yı kendi malı yapmak istiyor. Ama türbesi Türkiye’de Akşehir’de bulunuyor. Ne var ki, kişiliği ve ünü bu kentle sınırlı değildir. Kendisi kozmopolit olup zamanların ötesinde bulunmaktadır.”

Fuat Köprülü: “…O, bizim en asli mahsullerimizden biridir.” [Fuat Köprülü, Nasrettin Hoca’nın tarihi kişiliğiyle ilgili araştırmalara ilk öncülük eden kişidir. A. Kabaçalı, 1991]

Şükrü Kurgan: “…Anadolu Türk mizahi, yorgun bir zihnin düşüncelerini boşaltan, dilimizin güçlü bir deyimi ile “lala-pasa eğlendiren” başıbos bir mizah değildir. Nasrettin Hoca mizahı, Türk halkının sorunları ile beraber yürüyen, toplum eğitimine yönelmiş, yapıcı bir mizahtır. Türk halkı, yüzyıllar boyunca dertlerini bu mizahla avutmuş, sevinebildiği mutlu günlerde de, bu mizahın sevinci ile yaşamıştır…Bu ‘Nasrettin Hoca sevinci ile yaşamak’, hafif olmak, işleri şakaya almak demek değildir, sadece güler yüzü ciddiliğe engel saymamak, yani Türk halkı gibi ‘güler yüzle ciddi olmak’ demektir…”

Anna Masala: “…Nasrettin’in vücudu türbesinde istirahat etmekteyse de ruhu hiçbir zaman ölmemiştir. Hatta gercek mucize şudur: Bütün dünya ondan bahsetmekte, edebiyatçılar ondan bahsetmekte, toplumlar ondan bahsetmekte, halk onu kendi gizli koruyucusu olarak tanımakta ve hikâyeleri rüzgâr gibi yayılıp, ekmek gibi kabarmaktadır. Gelecek nesillerin bu ekmekle uzun zaman beslenecekleri şüphesizdir…”

Aziz Nesin: “…Doğumundan önce de, ölümünden sonra da yaşamış insan Nasrettin Hoca’dır. Ölümünden sonra yaşamış başka tarihsel ve toplumsal kişiler vardır, ama ölümünden önce de yaşamış olan dünyadaki tek insan Nasrettin Hoca’dır…”

Nazım Hikmet: “Hoca’yı gülen değil, ağlayan insan sembolu olarak göstermiştir.

Nasrettin Hoca fıkralarının özünde gözyaşı vardır. Türk halkı bu fıkralara, ağlamanın yerine, gülmüştür. Çünkü Nasrettin Hoca yalnız alay etmekle yetinmemiş, ezilen halkın da kaltabanlığı, o çürümüş toplumdaki korkaklığı, ikiyüzlülüğü, yüreksizligi, sahteciliğiyle de alay etmiştir. Aslında Nasrettin Hoca derken, Türk halkının kendisini anlamaktayız. Böylece Türk halkı, kendi kendisiyle alay edebilme olgunluğunu göstermiştir. Goethe, ‘Kendi kendisiyle alay edemeyen, olgun insan olamaz’ der. Türk halkı, yüzyıllar boyunca yarattığı Nasrettin Hoca’nın toplumsal kişiliğinde, biyandan ezenlerle alay ederken, biyandan da kendikendisiyle alay ederek, çöküntü nedeninde kendisinin de sorumlu olduğunu, payı bulunduğunu göstermiştir…

Cahit Tanyol: “…bu fıkralarda bireysel tek bir iz dahi bulmak mümkün değildir. Hoca’da belli bir aptal kişi değil, belli bir aptallığımız ve bönlüğümüz hicvedilir.”

Fikret Türkmen: “…Karşımıza, Türkistan’dan Macaristan’a Sibirya’dan Kuzey Afrika’ya kadar Türklerin ayak bastığı her yerde Nasrettin Hoca çıkmaktadır…”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *