Fil Suresi Okunuşu Türkçe Meali Faziletleri

0

Kur’an-ı Kerim’in 105. suresidir. 5 ayetten oluşur.

Fil suresi, Kafirun suresinden sonra, Felak suresinden önce Mekke’de indirilmiştir.  Mushaftaki sıralamada yüz beşinci, iniş sırasına göre on dokuzuncu sûredir.  Adını 1. âyette geçen “fil” kelimesinden alır.

Fil Suresi, İslamın simgesi olan, Allah’ın evi olarak tanımladığımız Kabe-i muazzamayı yıkmak isteyen, Habeşistan Kralı Ebrehe’nin Allah tarafından gönderilen fil ordusu ile helakını anlatan mukaddes bir suredir. Bu olay İslam Tarihinde kayıtlara Fil Vak’ası olarak geçmiştir. Fil Vak’ası, bizlere Allah-u Teala’nın yüceliğini en somut şekilde göstermiş olan bir hadisedir.

Fil Suresinin Arapça Yazılışı

Fil Suresi Okunuşu Türkçe Meali Faziletleri

Fil Suresinin Türkçe Meali

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1- Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine!
2- Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3- Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.
4- Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.
5- Derken onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi.

 

Fil Suresinin Arapça Okunuşu Kabe İmamı

Fil Suresinin Faziletleri

Kullarına derdi veren Allâh dermanını dahi vermiştir. Kur”ân Sûrelerini okumanın aynı zamanda birer zikir olduğunu da düşünürsek, bu sûrelerin özelliklerindeki hikmet ve incelikleri anlamış oluruz. Fil Sûresinin özellikleri şöyledir:

“Hasımlarına karşı Fil Sûresini okuyan kimse, hasımlarını (düşmanlarını) mağlup eder.” Sûreleri okuma adeti ise en az üç, beş, yedi kere olur. Sonra (100) yüz kere olabildiği gibi daha fazla da olabilir. Nitekim bunun örnekleri geçmektedir.

“Akşamlan bilhassa, akşam ile yatsı arasında (1000) bin kere okuyan kimse, her türlü muradına kavuşur, tüm dilekleri gerçekleşir ” buyrulmuş Fil Sûresi hakkında.

Fil Vakası

Fil Vak’ası Peygamber Efendimiz Muhammed Aleyhisselamın doğmasından iki ay kadar önce, Mekke yakınlarında vuku bulan bir hadise. Habeş Hükümdarı Necaşi’nin Yemen’de Ebrehe adında bir valisi vardı. Ebrehe, Kabe’nin insanlar tarafından akın akın ziyaret edilmesine mani olmak için Bizans kralının da yardımıyla San’a’da büyük bir kilise yaptırdı. Bu kiliseye Kuleys adını verdi. Necaşi’ye bir mektup yazarak, bu kilisenin Araplar için ziyaret yeri olacağını, kimseyi Kabe’yi ziyarete göndermeyeceğini bildirdi.

Araplar ise eskiden beri Kabe’yi ziyaret ettiklerinden, Ebrehe’nin yaptırdığı kiliseye hiç itibar etmediler. Hakaret gözüyle baktılar. Hatta içlerinden biri kiliseyi kirletti. Bu hadiseye kızan Ebrehe, Kabe’yi yıkmaya karar verdi. Bu maksatla büyük bir ordu hazırlayıp, Mekke üzerine yürüdü. Ebrehe’nin ordusu Mekke’ye yaklaşınca, Kureyş’in mallarını yağma etmeye başladı.Abdülmuttalib’e ait iki yüz deveye de el koymuşlardı. Abdülmuttalib, Ebrehe’ye gidip develerini istedi. Ebrehe: “Ben sizin mukaddes Kabe’nizi yıkmaya geldim. Sen onu korumak istemiyorsun da develerini mi istiyorsun?” dedi. Abdülmuttalib: “Ben develerin sahibiyim. Kabe’nin elbette sahibi vardır. Onu, O korur.” dedi.

Ebrehe; “Bana karşı onu koruyacak yoktur!” dedi ve Abdülmuttalib’e develerini verip, gönderdi. Sonra Kabe’ye doğru ordusuna hareket emrini verdi. Ebrehe’nin ordusunda, önde yürütülen ve böylece zafere kavuşulacağına inanılan “Mahmud” adında bir fil vardı. Ebrehe, Kabe’ye yönelince, bu fil yere çöktü ve yürümez oldu. Halbuki Yemen’e çevrilince, koşarak gidiyordu. Böylece, Mekke’ye yaklaşıp hücuma gücü yetmeyen Ebrehe’nin ordusu üzerine, Allahü teala, Ebabil, yani Dağ Kırlangıcı denilen kuşlardan bir sürü gönderdi. Bu kuşların her biri, biri ağzında ikisi de ayaklarında olmak üzere nohut veya mercimek büyüklüğünde üçer taş taşıyorlardı. Bunları Ebrehe’nin ordusu üzerine bıraktılar. Taşlar, askerlerin, başlarından itibaren vücutlarını dikine delip geçiyordu. Taşa hedef olan her asker, derhal ölüyordu. ayet-i kerimede de bildirildiği gibi, ordu, yenilmiş ekin yaprağı gibi oldu. Bu durumu gören Ebrehe, telaşlanarak kaçmak istedi. Fakat kaçamadı. Ona da isabet etti. Kaçtıkça, etleri parça parça dökülerek öldü. Bu vak’a, Kur’an-ı kerimin Fil suresinde mealen şöyle bildirilmiştir:

“ (Ey Resulüm! Kabe’yi tahrib etmek isteyen) fil sahiplerine (fillerle techiz edilmiş Ebrehe ordusuna), Rabbinin nasıl muamele ettiğini görmedin mi? Onların (Kabe-i muazzamayı tahrib etmek şeklindeki) hilelerini, boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine, sürüler halinde kuşlar gönderdi. O kuşların her biri onların üzerine, çamurdan yapılmış ve ateşte pişirilmiş taş atarlardı. Nihayet Allahü teala onları, güve yemiş ekin yaprağı gibi, yok ediverdi.”

Fil vak’asının vuku bulduğu seneye Araplar Fil Senesi demişlerdir. Bu hadiseden elli üç gün sonra, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselam Mekke’de doğdu.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *