Felak ve Nas Sureleri Okunuşu Arapçası Türkçe Meali Faziletleri

0

Felâk ve Nâs Sûreleri “Kul” (söyle) emrinden sonra Eûzü (sığınırım) ile başladığı için bu iki sûreye iki muavviz (iki sığındırıcı) anlamında Muavvizeteyn denir.

Felak Suresinin Arapça Yazılışı

Felak ve Nas Sureleri Okunuşu Arapçası Türkçe Meali Faziletleri

 

Felak Suresinin Türkçe Meali

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1- De ki: “Sığınırım o sabahın Rabbine,
2- Yarattığı şeylerin şerrinden,
3- Karanlığı çöküp bastırdığında bir gecenin şerrinden,
4- o düğümlere üfleyen üfürükçülerin şerrinden
5- ve kıskançlık gösterdiğinde bir kıskancın şerrinden!”

Nas Suresinin Arapça Yazılışı

Felak ve Nas Sureleri Okunuşu Arapçası Türkçe Meali Faziletleri

 

Nas Suresinin Türkçe Meali

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1- De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
2- İnsanların hükümdârına,
3- İnsanların ilâhına,
4- O sinsi vesvesecinin şerrinden.
5- O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar.
6- Gerek cinlerden, gerek insanlardan.

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhü diyor ki:
Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muavvizeteyn (Felâk-Nâs) gelinceye kadar, cinlerden ve insanların göz değmesinden (çeşitli dualarla) Allah’a sığınırdı. (Felâk-Nâs) gelince bunlarla Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî – İbni Mâce)

Bizler de Felâk Sûresi ile;

“Yarattığı varlıkların şerrinden” Arının balı ve iğnesi, gülün çiçeği ve dikeni olduğu gibi melekler hâriç her varlığın hayrı da şerri de vardır. Bizler varlıkların hayrından yararlanıp şerrinden,

“Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden” Gün ışığında gizlenip gecenin karanlığında ortaya çıkan her çeşit zararlı varlıkların ve cinlerin şerrinden,

“Düğümlere üfleyen (büyücü) lerin şerrinden” Cinci, büyücü ve bakıcı denilen sapıkların ve onların kapılarını aşındıranların şerrinden,

“Hasetlik yaptığı zaman, hased edenin şerrinden” Hased (kıskanç) kimselerin, kıskançlıkla baktıkları zaman gözlerinden çıkan zararlı ışınların
şerrinden,

“Tan yerini ağartan Rabbe” yani koskocaman dünyayı oyuncak bir top gibi kendi ekseni etrafında döndüren ve gecenin karanlığını giderip tan
yerini (doğu ufkunu) aydınlatan Yüce Rabbimizin sonsuz ve sınırsız kudretine sığınalım.

Ve Nâs Sûresi ile;
“İnsanların gönlüne vesvese veren, (Allah anılınca) geri çekilip sinen, cin ve insan şeytanlarının şerrinden” cin asıllı şeytanlar gönlümüze girip vesvese denilen sessiz fısıltıları ile îmanımızı çalmaya ve bizi kuşku, evham bataklıklarına atmaya çalışırlar. Şeytanlaşan insanlar da söz ve yazıları ile kafamızı karıştırmaya, geleceğimizi karartmaya ve îmanımızı çalmaya çalışıyorlar. Bu nedenle cin ve insan şeytanlarının şerrinden, insanların ve bütün âlemlerin Rabbi, Meliki (tek egemeni) ve gerçek ilâhı olan Yüce Allah’a sığınalım ve Felâk, Nâs Sûrelerini çok okuyalım.

Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? (Sığınma açısından) Onların misli görülmemiştir. (Onlar) “Kul eûzü birabbil-felâk ve Kul eûzü birabbin-nâs” dır. (Müslim – Tirmizî)

Felâk ve Nâs Sureleri İle İlgili Hadisler:

  • Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Bu gece indirilen ayetler var ya, onlar gibisi hiç görülmemiştir: Kul eüzu bi-rabbi’l-felak ve Kul eüzu bi-rabbi’n-nas süreleri”. Müslim, Misafırin 264, (814); Tirmizi, Sevabu’1-Kur’an 12, (2904), Tefsir, Muavvizateyn, (3364); Ebu Davud, Salat 354, (1462,1463); Nesai, İstiaze 1, (8, 251-254).
  • Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana: “Ey Cabir oku!” dedi. Ben:

“Annem babam sana kurban olsun, ne okuyayım?” diye sordum. Bunun üzerine:
” Kul eûzu bi-rabbi’l-felak ve KuI eûzu bi-rabbi’n-nas sürelerini oku!” dedi. Ben de onları okudum. Resûlullah ilaveten:
” Bu iki sûreyi oku, bunlar gibisini asla okuyamıyacaksın!”dedi. Nesai, İstiaze 1, (8, 254).

  • Ukbe bin Âmir radıyallahü anh anlatır:
    Bir zaman Peygamber efendimizle yolculuk yaparken şiddetli bir fırtınaya tutulduk. Resûlullah, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyup, bana buyurdu ki:
    Ey Ukbe,bu iki sûre ile Allaha sığın; zira Allaha hiç bir kul bunlardan daha fazîletli birşey ile sığınamaz!
  • Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

Kulhüvallahü ehad, Felâk ve Nâs sûrelerini sabah akşam üç defa oku! Bunlar sana kâfidir.

  • Hazret-i Âişe vâlidemiz, Peygamber efendimizin yatacağı zaman, “İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyup, ellerine üflediğini, sonra da elleri ile vücudunu sıvazladığını bildirmektedir.”

İmâm-ı Rabbânî hazretleri de, “Sıkıntılı zamanlarda dört kul’leri yani kulyâ, kulhüvallahü ehad, Felâk ve Nâs sûrelerini çok okumalıdır” buyurmaktadır.

Felâk sûresini çok okuyan kimseye, Cenab-ı Hak, kolay yollardan rızık nasip eder. İnsanların hasedinden, her türlü şer ve kötülüklerden muhafaza eder.

Nâs sûresini devamlı okumayı alışkanlık haline getiren kimse, daima sıhhat ve âfiyette olur. Nazara karşı okunursa, şifâ bulur.

Son nefesini vermekte olan kimse için bu sûre okunursa, rûhu bedenden rahatça ayrılır. Yatağa girerken okuyan kimse, cin ve şeytan şerrinden kurtulur. Vesvesesiz, korkusuz rahat bir uyku uyur.
İnsanların uzun araştırmaları ve deneyimleri sonucu en modern fabrikalarda
ürettikleri gıda ürünleri, süt, bal ve yumurta gibi doğal gıdalara benzemediği gibi, kuşkusuz insanların sözleri de Allah’ın âyetlerine benzemediğinden, Cinlerin, şeytanların, büyücülerin ve bütün varlıkların şerrinden korunmak için Felâk ve Nâs Sûrelerini çok okuyalım, yakınlarımıza ve yavrularımıza da okutalım.

Âişe radıyallahu anha diyor ki:
Peygamberimiz her gece yatacağı zaman iki avucunu birleştirip, Kul hüvallahu ehad, Kul eûzü birabbil-Felâk ve Kul eûzü birabbin- Nâs’ı okuyup (avucuna) üflerdi. Sonra başından ve yüzünden başlayıp ellerinin eriştiği yere kadar her tarafını sıvazlar ve bunu üç defa tekrarlardı. (Buhârî)

Bir kimse yatacağı zaman bu üç sûreyi okuyup avucuna üflerse ve sonra Peygamberimizin yaptığı gibi başından ve yüzünden başlayıp bedeninin her tarafını sıvazlarsa sabaha kadar Allah’ın koruması altındadır. Eğer sabah namazından sonra aynı işlemi yaparsa, akşama kadar Allah’ın koruması altındadır.

Felak Suresinin Faziletleri

Beş vakit namazından sonra Felak suresinin 3 kere okuyan kişi, semavi tüm belalardan ve dünyevi kazalardan korunur. Ayrıca okumaya devam etmek hasetçilerin hasedini engellemektedir.

Okumaya devam eden kimseye Allah, kolay yoldan rızk vermektedir. İnsanların belasından ve kötülüklerinden de korumaktadır.

Bir kişi, sabah ve akşam olmak üzere günde 3 kez İhlas, Felak ve Nas surelerini okursa, Allah onu insan ve cinlerin şerrinden korur. Bunun yanında bela ve musibetlere karşı da koruma altına almaktadır. Bu sayede hiçbir kötü kimseden kötülük göremez.

Son nefesini vermekte olan bir kimseye bu sure okunduğu takdirde, ruhu bedeninden rahatça ayrılmaktadır. Yatağa girerken okuyan kimseler ise şeytan ve cinlerin şerrinden korunur ve rahat bir uyku uyur. Büyü ve sihri etkisiz hale getirmek ve şeytandan korunmak için de Felak ve Nas Sureleri 41 kez okunabilir.

Tüm belalardan Allah’a sığınılması, sabah aydınlıklarının mutlu edici ve ferahlatıcı özelliğine bir benzetme yapılmaktadır. Bu sureler okunarak Allah’a sığınan insanlar mutlaka aydınlığa kavuşacaktır şeklinde hadisler bulunuyor.

Bu surenin düğümlere üfürülmesi genel anlamda büyücülüğü ifade etmektedir. Bununla birlikte bu ayet, büyünün varlığını da göstermektedir. İnsanlar kendileriyle ilgili büyü yapılıp yapılmadığından habersiz olacakları için Felak ve Nâs surelerini devamlı okuyarak, her türlü büyülerden korunabilmektedir.

Hz. Muhammed’e (sav) büyü yapıldıktan sonra indirilmesi de büyünün varlığına kesin işarettir. Bu büyülerin bozulması için Nas ve Felak sureleri indirilmiştir. Sadece büyüleri bozmak için değil, evren üzerinde yer alan tüm bela ve musibetlerden korunmak için de okunmalıdır.

Felak Suresinin Nüzul Sebebi

Peygamber efendimiz(sav)’e Yahudiler tarafından yapılan büyünün bozulmasına karşılık felak ve nas sureleri birlikte nazil olmuşlardır.

Müfessirler demişlerdir ki: Rasulullah’a (sav) hizmet eden yahudi bir çocuk vardı. Yahudiler ona yaklaştılar ve ondan Rasulullah’ın(sav) baş tarağını ve tarağın dişlerinden bir miktar alıncaya kadar ayrılmadılar. O da onları aldı ve onlara verdi. Onlar da Rasulullah’a sihir yaptılar. Yahudi Lebid ibnu’l-A’sam bu işi üzerine aldı. Sonra adına ‘Zervan’ denilen Beni Zurayk kuyusunda o sihri gizledi. Bu sebeple Rasulullah(sav) hastalandı. Başının saçları yayıldı ve saçıldı. Bu, altı ay devam etti. Hanımları ona gidiyolar, fakat o, hanımlarına gitmiyordu. Rasulullah(sav) erimeye başladı. Başına geleni de bilmiyordu.

Birgün uyurken ansızın ona iki melek geldi. Birisi baş tarafına, diğeri de ayak tarafına oturdu. Baş tarafına oturan dedi ki: “Bu adama ne oluyor?” Diğeri de: “Tubbe yapıldı.” dedi. Öbürü: “Tubbe nedir?” diye sordu. Diğeri de : “Sihirdir.” dedi. Öbürü: “Ona kim sihir yapmış?” dedi. Diğeri: “Yahudi Lebid ibnu’l-A’sam” diye cevap verdi. Sordu ki: “Ne ile sihir yapmış?” O da: “Saç tarağıyla.” dedi. “O nerededir?” diye sordu. Diğeri: “Zirvan kuyusunda su çekilirken ayak basılan taşın altında hurma çiçeğinin kabuğuna sarılı.” dedi.

Rasulullah(sav) uyandı ve buyurdu ki: “Ey Aişe, anladın mı? Allah-u Teala bana hastalığımı haber verdi.” Sonra Ali, Zübeyr ve Ammar bin Yasir’i gönderdi. Bu kuyunun suyunu boşalttılar. Sanki su, bekletilmiş üzüm gibiydi. Sonra taşı kaldırdılar ve hurma çiçeğini kabuğuna çıkardılar. Bir de baktılar ki, Rasulullah’ın(sav) tarağı ile tarağının dişleri ve bir de o hurma çiçeğinin kabuğunda kendisinde on bir düğüm bulunan bağlanmış ve iğne ile birbirine geçirilip batırılmış bir ip var. Bunun üzerine Allah teala muavizeteyn surelerini indirdi. Rasulullah(sav) her bir ayeti okudukça bir düğüm çözüldü. Rasulullah(sav) rahatladı. Son düğümler de çözülünce Rasulullah(sav) sanki bağlandığı bir ip etrafından çözülmüş gibi rahatladı. Cebrail(as) şöyle demeye başladı: “Seni Allah’ın adıyla tedavi ediyorum. Sana eziyet veren her şeyden, hased edenden, nazar edenden, Allah sana şifa versin.” Bunun üzerine dediler ki: “Ey Allah’ın Rasulü, habisin başını yaralım mı? Onu öldürelim mi?” Rasulullah(sav) buyurdu ki: “Allah bana şifa verdi. İnsanlara şer dağıtmayı hoş görmem.” Bu davranış da Rasulullah’ın(sav) hilmindendir.” (Buhari, Tıbb: 5766; Müslim, Selam: 44/2189; Beyhaki, Delailu’n-nübüvve; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)

Aişe dedi ki: “Rasulullah’a(sav) sihir yapıldı. O, öyle bir hale geldi ki yapmadığı halde birşey yapmış vehmine kapıldı.” Aişe diyor ki: “Bir gün benim yanımdayken Allah’a dua etti ve O’nu çağırdı. Sonra dedi ki: “Ey Aişe hissettin mi? Allah kendisinden istediğimi bana verdi.” Ben de dedim ki: “Nedir o ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki: “Bana iki melek geldi…”dedi ve yukarıdaki şeyleri anlattı.” (Buhari, Tıbb: 5766; Müslim, Selam: 44/2189; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)

Enes bin Malik dedi ki: “Bir yahudi Rasulullah’a(sav) bir şeyler yaptı. Bundan dolayı da ona çokça acı isabet etti. Sahabeler onun yanına gelince ona bir şeylerin olduğunu anladılar. Cibril de kendisine Muavizeteyni indirdi. Rasulullah(sav) bu ikisi ile Allah’a sığındı. Bundan sonra da ashabına sıhhatli olarak çıkmış oldu.

Nas Suresinin Faziletleri

Peygamber Efendimiz(Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu;

“Akşama ve sabaha eriştiğin zaman ihlas suresi ile muhavvezeteyn surelerini üç defa oku! Her türlü şerre karşı sana yeter.”

“Her kim Cuma namazından sonra oturduğu yerde, İhlas-ı Şerif, Felak ve Nas surelerini yedi kere okursa, bir daha ki Cuma’ya kadar(kendisi, çoluk cocuğu ve malı bir hafta boyunca) muhafaza edilir (kötülüklerden korunur).”

“Her kim Cuma imam selam verdiğinde ayağını bükmeden (namaz halini bozmadan) Fatiha, İhlas, Felak ve Nas surelerini yedişer kere okursa, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır ve kendisine Allah’u Teala’ya ve ahiret gününe inanların sayısınca ecir verilir.”

Nas Suresinin Nüzul Sebebi

Peygamber efendimiz(sav)’e Yahudiler tarafından yapılan büyünün bozulmasına karşılık felak ve nas sureleri birlikte nazil olmuşlardır.

Müfessirler demişlerdir ki: Rasulullah’a (sav) hizmet eden yahudi bir çocuk vardı. Yahudiler ona yaklaştılar ve ondan Rasulullah’ın(sav) baş tarağını ve tarağın dişlerinden bir miktar alıncaya kadar ayrılmadılar. O da onları aldı ve onlara verdi. Onlar da Rasulullah’a sihir yaptılar. Yahudi Lebid ibnu’l-A’sam bu işi üzerine aldı. Sonra adına ‘Zervan’ denilen Beni Zurayk kuyusunda o sihri gizledi. Bu sebeple Rasulullah(sav) hastalandı. Başının saçları yayıldı ve saçıldı. Bu, altı ay devam etti. Hanımları ona gidiyolar, fakat o, hanımlarına gitmiyordu. Rasulullah(sav) erimeye başladı. Başına geleni de bilmiyordu.

Birgün uyurken ansızın ona iki melek geldi. Birisi baş tarafına, diğeri de ayak tarafına oturdu. Baş tarafına oturan dedi ki: “Bu adama ne oluyor?” Diğeri de: “Tubbe yapıldı.” dedi. Öbürü: “Tubbe nedir?” diye sordu. Diğeri de : “Sihirdir.” dedi. Öbürü: “Ona kim sihir yapmış?” dedi. Diğeri: “Yahudi Lebid ibnu’l-A’sam” diye cevap verdi. Sordu ki: “Ne ile sihir yapmış?” O da: “Saç tarağıyla.” dedi. “O nerededir?” diye sordu. Diğeri: “Zirvan kuyusunda su çekilirken ayak basılan taşın altında hurma çiçeğinin kabuğuna sarılı.” dedi.

Rasulullah(sav) uyandı ve buyurdu ki: “Ey Aişe, anladın mı? Allah-u Teala bana hastalığımı haberverdi.” Sonra Ali, Zübeyr ve Ammar bin Yasir’i gönderdi. Bu kuyunun suyunu boşalttılar. Sanki su, bekletilmiş üzüm gibiydi. Sonra taşı kaldırdılar ve hurma çiçeğini kabuğuna çıkardılar. Bir de baktılar ki, Rasulullah’ın(sav) tarağı ile tarağının dişleri ve bir de o hurma çiçeğinin kabuğunda kendisinde on bir düğüm bulunan bağlanmış ve iğne ile birbirine geçirilip batırılmış bir ip var. Bunun üzerine Allah teala muavizeteyn surelerini indirdi. Rasulullah(sav) her bir ayeti okudukça bir düğüm çözüldü. Rasulullah(sav) rahatladı. Son düğümler de çözülünce Rasulullah(sav) sanki bağlandığı bir ip etrafından çözülmüş gibi rahatladı. Cebrail(as) şöyle demeye başladı: “Seni Allah’ın adıyla tedavi ediyorum. Sana eziyet veren her şeyden, hased edenden, nazar edenden, Allah sana şifa versin.” Bunun üzerine dediler ki: “Ey Allah’ın Rasulü, habisin başını yaralım mı? Onu öldürelim mi?” Rasulullah(sav) buyurdu ki: “Allah bana şifa verdi. İnsanlara şer dağıtmayı hoş görmem.” Bu davranış da Rasulullah’ın(sav) hilmindendir.” (Buhari, Tıbb: 5766; Müslim, Selam: 44/2189; Beyhaki, Delailu’n-nübüvve; Vahidi, Esbab-ı Nüzul; Suyuti, Esbab-ı Nüzul Lübab-ı Nükul)

Aişe dedi ki: “Rasulullah’a(sav) sihir yapıldı. O, öyle bir hale geldi ki yapmadığı halde birşey yapmış vehmine kapıldı.” Aişe diyor ki: “Bir gün benim yanımdayken Allah’a dua etti ve O’nu çağırdı. Sonra dedi ki: “Ey Aişe hissettin mi?Allah kendisinden istediğimi bana verdi.” Ben de dedim ki: “Nedir o ey Allah’ın rasulü?” Buyurdu ki: “Bana iki melek geldi…”dedi ve yukarıdaki şeyleri anlattı.” (Buhari, Tıbb: 5766; Müslim, Selam: 44/2189; Vahidi, Esbab-ı Nüzul)

Enes bin Malik dedi ki: “Bir yahudi Rasulullah’a(sav) bir şeyler yaptı. Bundan dolayı da ona çokça acı isabet etti. Sahabeler onun yanına gelince ona bir şeylerin olduğunu anladılar. Cibril de kendisine Muavizeteyni indirdi. Rasulullah(sav) bu ikisi ile Allah’a sığındı. Bundan sonra da ashabına sıhhatli olarak çıkmış oldu.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *