Besmele-i Şerifin Arapça Okunuşu Türkçe Meali Faziletleri

0

Besmele-i Şerifin Arapça Yazılışı

 

Besmele i Şerifin Arapça Okunuşu Türkçe Meali Faziletleri

Besmele-i Şerifin Türkçe Manası

 

“Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla” manasına gelmektedir.

 

Euzu Besmele’nin Arapça Yazılışı

Besmele i Şerifin Arapça Okunuşu Türkçe Meali Faziletleri

 

Euzu Besmele’nin Türkçe Manası

Kovulmuş Şeytan’ın şerrinden Allah’a sığınırım.
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı ile..

 

Besmele-i Şerifin Faziletleri

 

Peygamber Efendimiz(s.a.v)’e bildirdiği şekliyle, Kuran-ı Kerimin diziliş sırasındaki ilk suresi Fatihadır ve Fatihanın da ilk ayeti bir çok alimlere göre Besmele-i şeriftir. Bu yüzden hem harf sayısı hemde satır sayısının Kuran-ı kerimle ilgisi büyüktür.

“Besmele” Bismillahirrahmanirrahim sözünün kısaltılmış şeklidir. Hayırlı bir işe başlarken, Allah-û Teâlâ’nın ismini anıp, bu mübarek isim ile başlamak anlamına gelir.

Besmele; “Esirgeyen, bağışlayan, lütuf ve ihsanını, rahmet ve merhametini eksiltmeyen” manâsındaki Rahmanve Rahim isimlerinden oluşmuştur.

Bu âyette Allah üç ismiyle zikredilir.

Her hayırlı işte Allah’ın adını anarak Allah’ın kudretine, inayetine ve merhametine sığınılır.

Resûlullah (S.a.v.) Efendimiz şöyle dedi; “Körolasıca şeytan deme. Çünkü sen böyle söyleyince o böbürlenir ve “gücümle onu yere yıktım!”der. Bunun yerine “Bismillah” diyecek olursan, sinek gibi oluncaya kadar küçülür.” (Nesâi) İşte bu Besmele’nin bereketi iledir.

Resûl-ü Ekrem (S.a.v.) Efendimiz Besmelesiz başlanan her işin bereketsiz olacağını hadislerinde şöyle belirtmişlerdir: “Meşru işlerin her hangisi olursa olsun, Besmele-i Şerife ile başlanmazsa nasipsiz, güdük(hayrı kesik) olur” (Münâvi)

Ebû Davud’un ibn Abbâs’tan rivayetine göre:

“Peygamber (s.a.v.), kendisine “Bismillahirrahmanirrahim” ininceye dek bir sûreyi diğerinden ayırmayı veya bir rivayete göre sürenin bittiğini bilmezdi.”(Ebu Davud, Salat, 122)

 

Besmele-i Şerif Ayet Midir?

 

Her surenin başında zikredilen besmelenin ayet olup olmadığı hususunda ise ihtilâf edilmiştir.

Besmele Kuranı Kerimde Neml suresinde geçen bir ayettir.
(Neml 30. ayeti kerime)

İnnehu min suleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahîm.

Bir müslüman herhangi bir işe “Besmele” ile başlamakla “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla, O’nun izni ve emriyle, O’nun rızası için yapıyorum, her türlü yardım, kuvvet ve kudret O’ndandır. O yardım etmezse, bu kuvvet ve kudreti vermezse hiçbirşey yapamam, hiçbir işte muvaffak olamam.” diyerek acziyetini ortaya koyar ve her işini yaratıcıya havale eder.

 

Besmele-i Şerif İle Alakalı Hadis-i Şerifler

 

Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır. (Beyheki)

Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider. (Tibyan)

Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.  (Tergib-üs Salat)

Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur. (Deylemi)

Besmele ile işe başlayanın günahları af olur. (İmâm-ı Râfiî)

Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur. (Taberani)

Besmele ile yenen yemek bereketli olur. (İbni Mace)

Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur. (Deylemi)

Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur. (Tergib-üs Salat)

Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler. (Tergib-üs Salat)

Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır. (Tergib-üs Salat)

Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla! (Taberani)

Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur. (İbni Sünni)

Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç! (İbni Sünni)

Yemeğe başlarken, Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, “Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi” desin! (Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim)

Hz. Âişe anlatıyor;

Allâh Resûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem- bir defâsında ashâbından altı kişi ile birlikte yemek yiyordu. Bir bedevî gelerek yemeği iki lokmada yiyip bitirdi. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz :

“- Eğer bu kimse «bismillâh» deseydi yemek hepinize yeterdi. Öyleyse biriniz yemek yediği vakit «bismillâh» desin. Yemeğin başında bunu söylemeyi unutursa:

«Başında da sonunda da bismillah» desin!” buyurdu. (İbn-i Mâce, Et’ime, 7; Ebû Dâvûd, Et’ime, 15)

Allah cc. Bismillahta hayrı, hayırda Bismillahı bulan ve zikreden kullarından eylesin bizleri, amin.

 

Besmele-i Şerif’in Faziletlerinden Bir Kısmını Şu Şekilde Sıralayabiliriz:

  1. Her gün 786 defa Besmeleyi 7 gün okuyan kimse istediğini elde eder.
  2. yatmadan önce 21 defa okuyan şeytan,cin,hırsız,ani ölüm ve diğer bir çok beladan korunur.
  3. Zalim üzerine 51 defa okunup yüzüne üflenirse şerrinden korunur.
  4. Yine 51 defa olmayan bir iş için okunursa muvaffak olunur. Okuma şekli; Besmele-i şerif tama olarak okunur. yani“Bismillahirrahmanirrahim”denir.50 tanesi işi bitirecek kişinin yanına gelmeden okunur,veya müsait olunursa kapıda okunur.Son besmele hiç dünya kelamı  konuşmadan,kişinin yanına girerken,yada içeride hissettirmeden yüzüne doğru hafifce üflenir.
  5. Güneş doğarken güneşe karşı 300 defa okuyan ve arkasından Peygamberimize salat ve selam getiren hesapsız rızık ve zenginliğe kavuşur.
  6. İçinde su buluna bir kaba 786 defa okuyup bu suyu sevdiğin birine içirirseniz, onun sınırsız sevgi ve bağlılığını kazanırsınız.
  7. Bir kağıda 35 defa yazıp evinize yada iş yerinize asarsanız, nazar, şeytan  ve cin şerrinden korunur, malın ve kazancınız çoğalır. Bereketi artar.

 

Besmele-i Şerif’in Tefsiri (Diyanet)

 

“Eûzü” veya “istiâze” diye bilinen bu cümle, bu şekliyle bir âyet olmadığı için mushafa yazılmamıştır. “Kur’an okuyacağın vakit o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” (Nahl 16/98) şeklinde buyurulduğu için Kur’an okumaya başlayanlar, besmeleden önce “eûzü…” ifadesini okumak suretiyle bu emri yerine getirmektedirler. Asıl adı İblîs olan şeytan, Allah’ın “Âdem’e secde et!” emrine uymadığı, kendisinin daha üstün olduğunu ileri sürerek emre karşı geldiği için meleklerin vatanından (melekût âlemi) kovulup sürgün edilmiş; o da imtihan dünyasında Allah’ın kullarını, O’nun yolundan ve rızâsından ayırmak için uğraşmayı kendine vazife edinmiştir (A‘râf 7/11-17).

 Şeytan, kendine uyan diğer cinleri ve insanları da kullanarak vazifesini yapmaya çalışmaktadır (En‘âm 6/112). Ancak Allah’a iman eden, O’na dayanan ve güvenen müminlere şeytanın zarar veremeyeceği ve onlara hükmünün geçmeyeceği ilgili âyetlerde açıklanmıştır (Nahl 16/98-100).
 Yukarıda meâli zikredilen âyet (16/98) sebebiyle Kur’an okumaya başlayanlar “eûzü” çekerler. Ancak bunun hükmü konusunda farklı görüş ve yorumlar vardır. Bazı müctehidlere göre emir kipi kullanıldığı için eûzü çekmek farzdır. Müctehidlerin çoğunluğuna göre ise bu bir tavsiye emridir, eûzü çekmek farz değil menduptur, teşvik edilmiştir ve güzel bulunmuş bir davranıştır.
 Şeytanın insandan en uzakta olması gereken zaman olan Kur’an okuma halinde bile –okumaya başlarken– eûzü çekmek tavsiye edildiğine göre diğer işlere başlarken bunu yapmanın daha da gerekli olacağı anlaşılmaktadır. Kötülüğe karşı bile iyilik yaparak insanlardan gelecek belâyı defetmek, eûzü çekerek de şeytandan gelecek olan vesvese ve kışkırtmayı kendilerinden uzaklaştırmak Kur’an’ın, müminlere tavsiyeleri arasında yer almıştır (bk. Mü’minûn 23/96-98).
Eûzü, bir yandan böyle maddî ve mânevî şerleri, kötülükleri defetmeye ilâç olurken diğer yandan kulun imtihan şuurunu tazelemekte, insanın ulvî yönü ile süflî yönü arasında ömür boyu sürüp giden ve onu geliştirmeyi, olgunlaştırmayı sağlayan mücadelede uyanık ve tedbirli olmayı telkin etmektedir. 1. Sûrelerin başında bulunan besmele cümlelerinin, Kur’ân-ı Kerîm’in mushaflarda ilk defa toplanmasından itibaren yazılageldiği, aynı dönemde Kur’an’a dahil olmayan hiçbir şeyin mushafa yazılmadığı dikkate alınırsa –aksine görüşler bulunmasına rağmen– her sûrenin başındaki besmeleyi, sûrenin âyet sayılarına dahil olmayan ayrı bir âyet olarak kabul etmek gerekmektedir. Hanefî fıkıhçılarının görüşleri de böyledir (Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, I, 12).
İmam Şâfiî Fâtiha sûresinin başındaki besmeleyi bu sûreden bir âyet olarak kabul etmiştir. Diğer sûrelerin başlarındaki besmeleler konusunda kendisinden iki farklı görüş nakledilmiş, her sûreye dahil bir âyet sayılması görüşü –ona ait olması yönünden– daha sahih bir rivayet olarak kaydedilmiştir. Ebû Hanîfe’ye göre besmeleler sûrelerin başında ayrı âyetler olduğu için namazda yalnızca Fâtiha’dan önce sessiz olarak okunur, Fâtiha’yı takip eden ve zamm-ı sûre denilen sûre ve âyetlerden önce ise besmele okunmaz.
 Besmele dilimize genellikle “Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde çevrilmektedir. Bu cümlede zikredilmeyen fakat her besmele okuyanın başlayacağı işe göre niyetinde bulunan “… okuyorum, başlıyorum, yapıyorum, yiyorum” gibi bir yüklem vardır. “Allah’ın adıyla yemek, okumak” ifadesinden Türkçe’de “yenen ve okunanın Allah’ın adıyla birlikte yenildiği veya okunduğu” anlaşılır. Bu mâna kastedilmediğine göre maksadı doğru anlatabilmek için besmeleyi “Rahmân ve rahîm olan Allah adına, … adını anarak, … Allah’tan yardım dileyerek …” şekillerinde çevirmek de uygun olur.
 Kul herhangi bir davranışta bulunurken, önemli bir işe teşebbüs ederken önce eûzü çekerek muhtemel olumsuz etkileri defetmekte sonra da besmeleyi okuyarak “kendinin tek başına yeterli olmadığını, başarı ve gücün ancak Allah’tan gelebileceğini, Allah’ın yeryüzünde halife kıldığı bir varlık olarak O’nun mülkünde, O’nun adına tasarrufta bulunduğunu, asıl mâlik ve hâkim olan Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa emanete hıyanet etmiş olacağını…” peşinen kabul etmekte ve bundan güç almaktadır. Burada tevhid cümlesinin mânası da üstü kapalı olarak mevcuttur. Zira nasıl ki tevhid cümlesinde “lâ ilâhe” denilerek önce bütün sahte tanrılar zihinlerden siliniyor, sonra da “illallah” ifadesiyle hakiki, tek, eşi ve benzeri bulunmayan Tanrı (Allah) kalbe ve zihne yerleştiriliyorsa, eûzü besmele çekildiğinde de önce kulluk ilişkisine engel olan kirli çevre temizleniyor, sonra da bu ilişkinin en uygun anahtarı kullanılmış, doğru kapılar açılmış, sağlıklı bağ kurulmuş oluyor.
 Allah yerine “tanrı”, rahmân yerine “esirgeyen”, rahîm yerine de “bağışlayan” kelimelerinin kullanılması bu isimlerin anlamlarını tam olarak karşılamaz. Çünkü Allah ismi, bu isme hakkıyla lâyık olan “tek, eşsiz, benzersiz, bütün kemal sıfatlarına sahip ve eksikliklerden uzak, varlığı zaruri (olmazsa olmaz), yokluğu düşünülemez” olan yüce zâta mahsustur, bu sıfatları taşımayan hiçbir varlığa Allah denemez. Halbuki insanların uydurdukları, kendilerine göre bazı nitelikler yükledikleri mâbudlara tanrı denebilir. Başka bir deyişle tanrı kelimesi Allah için de kullanılabilir, halbuki Allah ismi O’ndan başka hiçbir varlık için kullanılamaz ve Arap dilinde de kullanılmamıştır.
Kur’an dilinde rahmân sıfat-ismi de Allah’a mahsustur, başka hiçbir varlık için kullanılmamıştır. Rahmân “en uzak geçmişe doğru bütün yaratılmışlara sonsuz ve sınırsız lutuf, ihsan, rahmet bahşeden” demektir. Rahmân, rahmetiyle muamele ederken buna mazhar olan varlığın hak etmesine, lâyık olmasına bakmaz, bu sıfatın tecellisi yağmur gibi her şeyin üzerine yağar, güneş gibi her şeyi ısıtır ve aydınlatır. Rahîm “çok merhametli, rahmeti bol” demek olup bu sıfatla kullar da nitelenebilir. Allah’ın rahîm sıfat-ismi O’nun, daha ziyade kullarının gelecekte elde etmek üzere hak ettikleri, lâyık oldukları sınırsız rahmetini, lutuf ve merhametini ifade etmektedir. “Esirgemek” ve “bağışlamak” bu sonsuz, engin ve etkisi çeşitli rahmetin ancak bir parçası, etkilerinin yalnızca bir çeşididir.

Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 58-59

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *